Okullar kapandı. Öğrenciler karnelerini aldılar. Karne günü bazı öğrenciler için mutluluk kaynağı olurken bazı öğrenciler için korku kaynağı olabilmektedir.

Karneler çocukların ama biliyor musunuz içindeki notlarda anne babaların da katkısı var.

Ailelerin en büyük sorumluluğu hayatı seven, insanları seven, sorumluluk almayı seven, başarının peşinde koşan, kendini gerçekleştirme basamaklarını hızla çıkan bir çocuk yetiştirmektir.

Bu da onun cebine harçlık koymakla, kitap, kalem, defter almakla değil ona onu sevdiğini, hem sözle hem de davranışla göstermekle, ona güvenmekle, onunla sağlıklı iletişim kurmakla, onun kapasitesini kabul edip zorlamamakla olur. Onu; o olduğu için sevmekle ve onu; o olduğunu kabul etmekle olur. O sizlerin zihninizde oluşturduğunuz kişi değildir. O bir bireydir. O kendisidir.

Aileler asla unutmamalıdır ki zayıf karne zayıf ana babalığın da göstergesidir.

Ailenin tutumu, çocuğun okul başarısını büyük oranda etkileyen en önemli unsurdur. Çocuk ve ergenin başarısını olumlu ve olumsuz yönde etkileyen üç tip aile yapısından bahsedebiliriz;

  • Aşırı Kontrolcü Aile
  • Aşırı Koruyucu Aile
  • Destekleyici Aile

Aşırı Kontrolcü Aileler; çocuğun bütün davranış ve aktiviteleri gibi ders çalışma süreçlerini de kontrol altında tutmaya çalışırlar ve çocuklarının herhangi bir işi tek başlarına yapabileceklerine inanmazlar. Bu nedenle çocuk ödevlerini yaparken yanında durup, ödevlerini birlikte yapar ve ödevlerin her şeyini denetler veya kendileri ders çalıştırmaya çalışırlar. Bu durum; çıkan problemleri takip edecek başka birilerinin olması nedeniyle çocuğun sorumluluk duygusunu kazanmasını engelleyeceği gibi, tepki olarak derslerin savsaklanmasına da yol açar.

Aşırı Koruyucu Aileler; çocukları ile aşırı ilgili olup, onlara görev vermeyerek ve onların yüklenecekleri işleri kendileri üstlenerek çocukları daha mutlu edeceklerini düşünürler. Bu durum da doğal olarak çocukların sorumluluk duygusunu kazanmalarını engelleyip tembelleşmelerine neden olur.

Destekleyici Aileler ise küçük yaşlardan itibaren çocuğa yapabilecekleri görevleri verir, bunları yaptıklarında da olumlu söz ve tutumlarla olumlu davranışların ortaya çıkmasına katkıda bulunurlar. Bu durum çocuğun kendine güven duygusunun gelişmesine katkıda bulunur.

Bazı çocukların sevinmesine, bazılarının ise üzüntü ve endişeye kapılmalarına yol açacak bu önümüzdeki karne günlerinde anne babaların çocuklarına karşı yanlış davranış ve tutumlardan kaçınmaları gerekiyor.

Karnesinde kırıklar olan bir öğrenci korku, kaygı, mutsuzluk, kendini yetersiz ve değersiz hissetme, umutsuzluk gibi kaygılar yaşayacaktır. Eğer çevresindeki bireyler ona gerekli anlayışı gösteremezlerse belki de bu kaygılar geçici olmaktan çıkıp kalıcı izlere yol açacaktır. Bunun sonucunda güzel duygular yerini belki de kendini toplumdan soyutlama, sinirlilik ve öfke alacaktır.

Özellikle sert ve baskıcı ailelerin çocukları, zayıf karne korkusunu diğer ailelerin çocuklarına göre daha fazla yaşamakta olup evden kaçma, intihar, karne notlarını değiştirme, yalan gibi istenmeyen davranışlara daha fazla yönelmektedirler.

İşte bu nedenle anne babaların başarılı veya başarısız karne getiren çocuklarına karşı dozu ayarlanmış ve çocuğunu anlamaya dönük bir iletişim sağlamaları önem arz ediyor.

Anne babaların öncelikle, karne notunun çocuğun başarısını ve yeteneğini değerlendirmede nihai bir belge olmadığını bilmeleri lazım. Unutmamalı ki ünlü fizikçi Albert Einstein  öğrenciliğinde matematikten zayıf getirmiş hatta deli diye okuldan kovulmuş.

Karne aslında çocuğun başarısından ziyade derslerindeki bazı eksikliklerinin olduğunu göstermek için öğrenciye ve veliye verilen bir uyarı belgesidir. Çocuğun ilgi, yetenek, zeka ve hayat okulundaki başarısının bir göstergesi değildir.

            Karne öğrenciye verildiği gibi aynı zamanda aileye de verilmektedir.

Aileler çocuklarının karne korkusunu yenmelerini sağlamak için, istenmeyen bazı davranışlarının oluşmaması için, şimdiki görünen başarısızlığının ileriki yıllarda başarıya dönüşebilmesi için en önemlisi de anne baba karnesindeki zayıf notlarını kurtarabilmeleri için çocuklarına karne zamanı şu şekilde yaklaşmalıdırlar:

  • Çocuğunuzun karnesi ile ilgili duygularınızı, çocuğunuzun kişiliğini incitmeden net bir şekilde anlatın.
  • Çocuğunuza karnesinin iyi de olsa kötü de olsa sizin onu sevdiğinizi ve başarılı olabilmesi için  onun arkasında olduğunuzu ona hissettirin.
  • Kesinlikle çocuğunuzu suçlayıp yargılamayın.
  • Ona tembel tavuk, geri zekalı gibi isimler takmayın.
  • Seni kaportacıya işçi olarak vereceğim, okuldan alacağım gibi tehditler savurmayın.
  • Onu eleştirip, emirler vermeyin.
  • Çocuğunuzu arkadaşlarıyla, kardeşleriyle, komşularınızla kıyaslamayın.
  • Çocuğunuzu kesinlikle aşağılamayın, hele arkadaşlarının yanında buna hiç kalkışmayın.
  • Çocuğunuzun kendi karnesi ile ilgili anlattıklarını dinleyin. Onun düşüncelerine önem verin. Karne notları kötü ise başarısızlığının nedenlerini çocuğunuzla beraber bulmaya ve çözmeye çalışın.
  • Çocuğunuzun karnesi zayıf olabilir. Ona açık bir kapı bırakın, kendini affettirebilmesi için bir yol gösterin.
  • Çocuğun çabası varsa motivasyonu yüksekse bu davranışını onaylamalısınız. Başarılı olduğu konuları vurgulayın ve ön plana çıkartın. Sorun olan alanlarda birlikte çözüm yolu arayın.
  • Çocuğunuzun zayıfı var diye ona tatilini zehir etmeyin, dinlenme hakkına saygı gösterin ve buna yönelik planlar yapın. Çocuğunuzun hoşuna gidecek faaliyetleri birlikte gerçekleştirin.
  • Ancak eksikliklerini gidermek için onunla beraber uygun bir plan yapın ve bunu uygulayın. Ne de olsa tatil diyerek tüm vaktini boşa harcamasına da fırsat vermeyin. Televizyonu çok izlemesine, bilgisayarda saatlerce oyun oynamasına, internette vakit geçirmesine izin vermeyin. Bunlar yerine alternatif şeyler bulun, hoşuna gidebilecek kitaplar hediye edin, onları okumalarını sağlayın, tiyatrolara götürün.

 

Son olarak Ege Üniversitesinde yapılan bir araştırma sonucunu paylaşmak istiyorum;

Her karne dönemi başarısızlık sorunu nedeniyle psikiyatriste baş vuran öğrenci sayısı artmaktadır.Başarısızlık nedenleri olarak;

1-Ailedeki iletişim bozuklukları

2-Anne babanın çocuğun kapasitesinin üstünde beklentilere sahip olması

3-Psikiyatrik rahatsızlıklar ön plana çıkmıştır.

 

Unutmayın ki çocuğunuzun getireceği karnede gizli de olsa sizin notlarınız da var. Çocuklarınızdan sevginizi esirgemeyin, onlara güvenin ve değer verin. Unutmayın onlar; sizin ve bizim geleceğimizdir.

 

 

Sevgilerimle,

Psk Gönül Firdes Telatar